Kanser Hücresinin Sırrı Çözüldü

0
(Son Duzenleme Tarihi: 27 Nisan 2018)

Kanser “Kanserin Geleceği” isimli basın toplantısında bir araya gelen Anadolu Sağlık Merkezi Medikal Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Necdet Üskent, Medikal Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Serdar Turhal ve Radyasyon Onkolojisi Uzmanı Doç. Dr. Metin Güden kanser tedavisindeki son gelişmeleri anlattı.

kanser hücresi

Uzmanlar gelişen teknoloji ve yeni tedavilerle “ölümsüz” kanser hücrelerinin genetik şifresinin çözülmeye başladığını belirtti.

Kanserin tanı ve tedavisinde çağdaş yaklaşımları uygulayan, bu yönüyle de özellikle onkoloji alanında bir referans merkezi olmayı başaran Anadolu sağlık Merkezi, 1 – 7 Nisan Kanser Haftası’nda kanser tedavisinde yeni gelişmelere dikkat çekti.

Sağlık Bakanlığı’nın yayınladığı en son rapora göre Türkiye’de her yıl yaklaşık 97 bin erkek, 62 bin kadın yani toplamda 159 bin kişi kansere yakalanıyor¹. Dünyada ise kanser tanısı alan hasta sayısı her yıl 12,7 milyonu bulurken 7,6 milyon kişi de kanser nedeniyle yaşamını kaybediyor.

Kanserin tedavisi ile ilgili araştırmalar ve bilimsel çalışmalar devam ederken tedavi konusunda bazı önemli gelişmeler de yaşanıyor. Kanser tedavisinde son gelişmeleri “Kanserin Geleceği” konulu basın toplantısında paylaşan Anadolu sağlık Merkezi uzmanları genetik ve hedefe yönelik tedaviler ile birlikte radyasyon onkolojisindeki yeni gelişmeleri anlattı.

“Ölümsüz” Kanser Hücrelerinin Sırrı Çözülüyor

kanser hücreleriKanser ile ilgili ilk tanımlamanın milattan önce 1700 yıllarına dayandığını söyleyen Anadolu Sağlık Merkezi Medikal Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Necdet Üskent, kanserde yüzyılın en büyük ilerlemelerinin son 20 yılda yaşandığını belirtti. Kanser hücresi ile ilgili sırların gün geçtikçe çözüldüğünü belirten Prof. Dr. Üskent, “Bugün genetik şifrenin neden ve nasıl bozulduğu, kanser hücresinin programlanmış hücre ölümünden nasıl kaçtığı ve ölümsüzlük kazandığı biliniyor. Yani ölümsüzlüğün sırrını kanserden öğreniyoruz” dedi.

Kanser Hücresinin Genetiğine Yönelik Tedaviler

“Ebedi gençlik ve uzun yaşamın sırlarını araştıranların ölümsüzlüğü kanser hücresinin başardığını gördü” diyen Prof. Dr. Üskent, “Kromozomların ucundaki telomerler her bölünmede azalır ve bitince hayat sonlanır. Kanser hücresi ise Telomeraz enzimini kullanarak Telomerlerin kısalmasını engeller. Bu da kanserli hücreyi ölümsüz kılar” dedi.

Yeni tedavi yaklaşımlarının bu enzime yönelik olduğunu söyleyen Prof. Dr. Üskent, “Kanser hücresinin, vücut savunma hücrelerinin denetiminden nasıl kaçtığının bilinmesi ile de yeni aşı stratejileri geliştirilmektedir. Organa yönelik yaklaşımlar yerine kanser hücresinin genetiğine yönelik daha kişiselleştirilmiş hedef tedavileri gelecekteki kanser tedavi stratejilerini oluşturacaktır” diye konuştu.

Hastanın DNA’sına Bakıp Tedavi Başarısı Belirlenebiliyor

Kanser DNAKanserde hedefe yönelik tedaviler konusunda bilgiler paylaşan Anadolu Sağlık Merkezi Medikal Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Serdar Turhal “Hedefe yönelik tedaviler kemoterapi ve radyoterapinin aksine hastayı yormayan, kanser dışı dokulara yüksek zarar vermeyen yöntemlerdir” dedi.

Gelişen teknoloji sayesinde kanser hücrelerinin çoğalma yollarına daha yakından bakma imkânı yakalandığından bahseden Prof. Dr. Turhal, “Bu yakın incelemeler, bize hangi yolların hangi hastada daha baskın olduğunu gösteriyor. Bu yolların bazılarını bloke eden ilaçların keşfedilmesiyle de hedefe yönelik tedaviler başladı” diye konuştu.

Tümörün Genetiğine Özel Tedavi

Hedefe yönelik tedavilere örnek veren Prof. Dr. Turhal, “Bugüne kadar kanser tedavisinde yaptığımız hastadan bir parça almak ve yapılan teste göre tedaviyi uygulamaktı. Ancak bu yolla uygulanan tedavi bazı hastalarda işe yararken bazılarında yaramıyordu. İşte bu noktada her hasta için değişkenlik gösteren tümörün genetiğine bakmak önemini ortaya koydu” dedi.

Kanser tümörKanser hücrelerinin üstünde bir buçuk milyon mutasyon olduğunu ancak bu mutasyonlardan birkaç yüzünün kanser oluşumu ile ilişkilendirilebildiğini belirten Prof. Dr. Turhal, “Yakın zamanda da genetik değişikliklere yönelik tedaviler keşfedilmeye ve genetik bozukluğun özelliğine göre ilaçlar keşfedilmeye başlandı” dedi. Burada önemli noktanın hangi tümörün hastada gelişmek için nasıl bir yol kullandığını bilmek olduğunu söyleyen Prof. Dr. Turhal, “Henüz bunu tam olarak bilemiyoruz.

Biz kolon kanseri, akciğer kanseri diyor ve hepsini aynı zannediyoruz fakat o akciğer kanseri hastalarından bir tanesinde çoğalmak için bir yol kullanırken bir başka hastada farklı bir yol ile çoğalıyor. Ama gelecek böyle olmayacak çünkü kanserli hücrenin çoğalma yollarını öğrendikçe o gene yönelik ilaçlar geliştirmeye başlıyoruz. Şu anda bu tipte 400’e yakın ilaç bulunuyor” dedi.

Amaç Kanser Hücresinin Çoğalmasını Engellemek

Kanser hücresinin çoğalmak için kullandığı yolları keşfetmek ve bu yolları bloke etmek üzerine araştırmalar yapıldığından bahseden Prof. Dr. Turhal, “Driver gen dediğimiz gen tümörün oluşumda ana yolları oluşturan gen. Bu genlere odaklanıyor ve o ana geni bloke edecek sistemi bulmaya çalışıyoruz.

Her bir hasta için tümörün büyümesini sağlayan geni bulabilir ve onu durdurabilirsek başarılı olmamız mümkün olacak” dedi. Yeni teknolojiler ile her hastanın tümöründe ilerlemeyi sağlayan ana bozukluğu bulmaya çok yaklaşıldığını dile getiren Prof. Dr. Turhal, “Şu anda bu teknolojiyi standart olarak her hastada kullanamasak da yakın gelecekte hastaların tümörünü bireysel olarak analiz edip onların üstünden tedavi yoluna gidebileceğiz” dedi.

Kanser Tanısı Alan Hastaların %80’ni Radyoterapi Alıyor

Kanser tedavisinde en yoğun gelişme yaşanan alanın radyoterapi olduğunu söyleyen Anadolu Sağlık Merkezi Radyasyon Onkolojisi Uzmanı Doç. Dr. Metin Güden, radyasyon onkolojisi alanının ise bu yansımaların en yoğun ve en hızlı yaşandığı alanların başında geldiğini belirtti.

Kanser radyoterapiTüm kanserli hastaların yüzde 60-80’inin hastalık tanısı aldıktan sonra geçen süreçte en az bir kez radyoterapi gördüğünü anlatan Doç. Dr. Metin Güden, radyoterapinin tedavi etme, diğer tedavilerin etkinliğini güçlendirme, hastalığa bağlı Ağrı, kanama gibi sıkıntıların giderilmesi ve koruyucu amaçlı uygulamaları olduğunu söyledi.

Radyasyon onkolojisinde kullanılan teknolojilerde amacın tümöre yüksek enerjili radyasyon göndererek kontrol altına almak ve aynı zamanda hemen yakınındaki veya çevredeki kritik organları korumak olduğunu anlatan Doç. Dr. Güden, “Yüksek enerjili ve yüksek dozda radyasyon tümör hücrelerini öldürüyor veya büyüyüp bölünmelerini engelliyor. Tümör hücreleri birçok normal hücreden daha hızlı bölündüklerinden radyoterapi birçok tümör türünü tedavi edebiliyor” dedi.

Tümörler için Canlı Yayın

Gelişmiş radyoterapi cihazları ile birçok kompleks tedavi tekniğinin aynı cihazda uygulanabilir hale geldiğini anlatan Doç. Dr. Güden, “Farklı seviyelerdeki foton ve elektron enerjileri ile beden içerisindeki her bölgeye rahatlıkla ulaşılabiliyor” dedi. Bu yöntemin özellikle pankreas, akciğer, prostat ve meme gibi hareketli organların radyoterapisinde verilen dozu alınan görüntülerle senkronize ederek gerçek zamanlı tümör takibi yapılabildiğini söyledi.

Tedavi Süresi Yarı Yarıya Düşüyor

Gelişmiş teknolojiler sayesinden tedavi sürelerinin yüzde 50’ye varan oranda azaldığını belirten Doç. Dr. Güden, “Flattening Filter Free (FFF) özelliği sayesinde doz hızı klasik uygulamalara göre yüksek enerjilerde 4 kat, düşük enerjilerde 2 kat arttırılarak hastanın daha kısa zaman içerisinde tedavi edilmesi sağlanıyor. Böylece tedavi süreleri 2-4 dakikaya kadar inebiliyor” dedi.

Real-Time Position Management System (RPM) özelliği ile ışınların hastanın nefes alıp vermesi ile senkronize olarak verilebildiğini dile getiren Doç. Dr. Güden, “Milimetre boyutunda hassasiyetle tümöre ışın verilebilirken çevresindeki normal dokuları aynı hassasiyet ile koruyabiliyor” dedi.


Hastalar Anlatıyor

Beyhan Mehin: Bana yaşamak için ikinci bir şans verildi

Kanser denen illet hastalığı 2002 yılında abim ile birlikte tanıdım. O akciğer kanseriydi, uzun süre onunla çok ağır mücadeleler verdik. Bu sırada Anadolu Sağlık Merkezi Medikal Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Necdet Üskent ile tanıştık. Elbette bu süreç beni çok üzdü. Bana göre 2006 yılında tanıştığım meme kanserinde bu üzüntünün çok etkisi oldu.

O dönemde Necdet Bey ile irtibatımız koptuğu için başka bir hekim ile tedavimi yürütüyordum. Teşhis sonrasında çok başarılı bir ameliyat geçirdim. Ancak eksik bir tedavi nedeniyle 1,5 yıl sonra tüm vücudumu metastaz sardı; akciğerim, karaciğerim, boynum, omuriliğim, belim, kasığım kanser her yerimdeydi. 2.5 ay gibi bir sürede ilerlemiş ve hastalık dördüncü evreye gelmişti. Bu arada oğlum iki profesörle görüşüyor, yapılacak bir şey yok diyorlar. Ve ben de bu arada tedavi olmuyorum, sonu bekliyorum ve hazırlığımı yapacağım diyorum. Fakat o arada Necdet Bey’e bıraktığım mesajlardan birine yanıt aldım.

Necdet Hoca beni aradı ve kendisini görmemi söyledi. Hastalıkta, özellikle de kanser hastalığında güven ve sevgi çok önemli. Necdet Bey beni aradığında kendimden umudu yitirmiştim ama o bana telefonda “Yarın gel gerekirse karaciğer nakli yapılır” dedi. Bu konuşmadan sonra bir anda silkelendim ve “Tamam” dedim. Ertesi gün elimizdeki evraklarımız ve tetkiklerimizle birlikte Necdet Bey’e gittik. Baktı ve “Tamam” dedi “Güzel ya bir şey yok” dedi. Ve “Hemen bugün yatar mısın?” diye sordu.

Ben “Siz bana ümit veriyor musunuz?” dedim. “Tabii canım” dedi. Ertesi gün tedavi bombardımanı başladı. Tedavi sürecinde bazı yan etkiler nedeniyle zor zamanlar geçirdim. Buna rağmen “Tanrım ben inadına yaşayacağım, daha beteri olsa da bunlar geçecek” dedim. Tam 2 sene sonra hayata döndüm. Şu an devamlı kontroldeyim ve tedavim devam ediyor. Ama bugün tek başıma arabayla Antalya’ya gidiyorum, Akçay’a gidiyorum.

Ben inadına yaşayacağım diyorum, hayatı seviyorum, yaşamaya inadına devam ediyorum. Tanrı bana ikinci bir şans verdi ve ben bu şansı çok iyi kullanmak istiyorum. Mümkün olduğu kadar az üzülmeye ya da hiç üzülmemeye çalışarak, çok sevdiklerimle vakit geçirerek, sevmediğim insanları dışlayarak yaşama devam ediyorum.

Nilgün Baykal: Tedavim sürerken oğluma lenfoma teşhisi kondu ama korkmuyorum

2009 yılında kanser ile tanıştım. Meme kanseri teşhisi kondu. 4. evre kanser hastasıyım ama hastalık kontrol altında. Tedavi süreçlerinde metastazlarım gerçekleştiği için kanser evrem de ilerledi. Fakat birinci evre hasta olduğum dönem ile şimdiki dönemi karşılaştırdığım zaman birinci evre dönemde daha hasta ve daha kötü bir durumdaydım. Çünkü doğru tedaviye de başlayamamıştım. Daha sonradan şu anda tedavi gördüğüm Hastane ile ve hastanenin uyguladığı yöntemlerle tanıştım.

Radyoterapiden herkes çok korkar ama ben radyoterapinin yan etkilerini hiç görmedim diyebilirim. Biz kanser hastaları olarak zorlu ve ağır bir süreçten geçiyoruz. Çünkü ülkemizde ve dünyada maalesef bu konuyla ilgili çok net ve aydınlatıcı bilgiler yok.

Doğru tedavi sistemleriyle çok yol kat ettiğimi düşünüyorum. Ama tamamen tedavisi olmayan bir hastalıkla karşı karşıyayım. Fakat şunu çok iyi hissediyorum, ilk teşhisim konulduğunda doktorum Necdet bey bana çok güzel bir mesaj vermişti ve 6 yıldır bu mesajla hayata tutunuyorum: “İnsan bilmediği bir düşmanla savaşamaz” dolayısıyla önce düşmanımızı tanımaya çalıştık, kanserin ne olduğunu öğrendik.

Toplum olarak önce bununla ilgili olarak bilinçlenmemiz gerekiyor. Biz hastalar olarak en önemsediğimiz şeylerin başında güven geliyor. Ailemiz önemli, eşimiz, çocuklarımız önemli. Ben hastalandığımda oğlum 9 yaşındaydı şu anda 14 yaşında ve ne yazık ki oğluma lenfoma teşhisi kondu. Benim de tedavim devam ediyor ve bir anne olarak 14 yaşındaki bir çocuğunuzun lenfoma olduğunu öğreniyorsunuz emin olun korkmadım ama üzüldüm.

Çocuğumun böyle bir şey ile tanışması beni kahretmiş olabilir ama hekimlerime, hastaneye çok şey borçluyum. Çünkü artık korkmuyorum. Tıp çok ilerledi. Ben nasıl yaşamayı başardıysam, oğlumun da bunu başaracağına inanıyorum, eminim.

Toplumdan da bu konuda destek bekliyoruz. Lütfen bizi bu konuda yalnız bırakmasınlar. Bize ölecekmişiz gibi bakmasınlar. Biz, bizden sonraki hastalar için umut kaynağıyız. Bizler yaşamak ve yaşama bir yerden tutunmak istiyoruz.

Bu arada hep kötü şeyler de yok hayatımızda güzel şeyler de yaşıyoruz. Ben hastalanmadan önce yani oğlum 1 yaşındayken eşimden ayrılmıştım. Hastalandıktan sonra hayatım çok değişti. Ama çok güzel bir şey de yaşadım. Geçen yıl yeniden evlendim. Ve çok mutlu bir evliliğim var. Tekrardan yeni bir hayat kurdum. Sakın kimse kanser oldum diye öleceğim paniğine kapılmasın. Hayatı 3 gün bile olsa çok kaliteli ve çok konforlu yaşama hakkına sahibiz.

Emel Nayır: 6 ay ömrün var dediler 10 yıl geçti

2005 yılında bel ağrılarıyla doktora başvurdum. Çekilen MR’da belimde metastaz kitleleri bulundu, küçük hücreli akciğer kanseri teşhisi konuldu. O dönem tedavi için gittiğim doktorlar bana sadece 6 aylık bir yaşam süresi vermişlerdi ama aldığım doğru tedavi sayesinde yaşamaya davam ediyorum. Hastalığımın teşhisinden bu yana 10 yıl geçti.

Oğuz Karaş:Babamla tanıdığım kanser beni de buldu

Kanser hastalığıyla babam ile birlikte tanıştım. Tedavi edilemez denilen noktada tedaviye başladık. Doğru tedavi ile babamın vücudundaki kanser bir kez temizlendi sonrasında üşütmeye bağlı nüksetme ile birlikte ikinci kez de hastalığın sıfırlanması sağlandı. Ve hayatını bir kanser hastası olarak değil, KOAH hastası olarak kaybetti. Şu an kendim de bir kanser hastasıyım.

Bel fıtığı zannederek gittiğim doktordan, kanser hastası olduğumu öğrendim. Ailemde kanser hastalığı olduğu için bende risk olduğunu biliyordum ancak bu hastalıkla bu erken yaşta tanışmayı beklemiyordum. Kuyruk sokumumda yumruk büyüklüğünde bir kitle bulundu. Radyoterapi aldım ve şu an hastalığım kontrol altında. Kontrollerim devam ediyor.

Bu yazılarımız ilginizi çekebilir:

[Toplam:3    Ortalama:5/5]

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here