Gluten Intoleransı Belirtileri ve Tedavi Yöntemleri
(Last Updated On: 1 Haziran 2018)

Glüten intoleransı… Glüten, buğday, arpa ve çavdar içeren tahıllarda bulunan bir protein türüdür. Bu tahıllarda bulunan amino asitlerin (proteinlerin yapı taşları) yaklaşık yüzde 80’ini oluşturur. Glüten, yulaf, kinoa, pirinç veya mısır gibi diğer pek çok eski tahıl ürünlerinde bulunmamasına rağmen, modern gıda işleme teknikleri genellikle bu gıdaları glütenle kirletir çünkü bunlar, buğdayın işlendiği aynı ekipman kullanılarak işlenir.

Glüten artık her çeşit ambalajlı gıdada bulunan çok işlenmiş kimyasal katkıların yapılmasına yardımcı olmak için kullanılmaktadır. Üretimin çapraz kontaminasyona yol açabileceği gerçeğiyle birleştiğinde, bu, glüten içermeyen gıda ürünlerinde genellikle salata sosları, çeşniler, şarküteri ürünleri ve şekerleme gibi ürünlerde glüten miktarının artması anlamına gelir. Bu, glüteni ilk bakışta göründüğünden daha zorlayıcı hale getirir.

ABD’de, tahıl unlarının (özellikle glüten içeren buğday ürünleri), bitkisel yağların ve eklenmiş şekerin, günümüzde insanların çoğunun tükettiği toplam kalorinin yaklaşık yüzde 70’ini oluşturduğu tahmin ediliyor! Kaliteli proteinler, sağlıklı yağlar ve sebzeler / meyvelerin ortalama Amerikan yemeklerinde sadece küçük bir rol oynadığı göz önüne alındığında, birçok insanın sağlık sorunları ve kilo kontrolü ile mücadele etmesi şaşırtıcı değildir.


Glüten İntoleransı Çölyak Hastalığından Nasıl Farklıdır?

gluten intoleransıGlüten intoleransı, birisinin glütene karşı gerçek bir alerjisi olduğu zaman teşhis edilen bozukluk olan çölyak hastalığından farklıdır. Çölyak hastalığının, yetişkinlerin yaklaşık yüzde 1’ini veya daha azını etkileyen nadir bir hastalık olduğuna inanılmaktadır. Bazı araştırmalar, çölyak hastalığı teşhisi konan her insan için, bağırsakla ilgili hasarın bağırsakta olmasına rağmen teşhis edilmeyen hastaların olduğunu ileri sürmektedir.

Çölyak hastalığının belirtileri şunlardır; yetersiz beslenme, yetersiz gelişim, kanser, ciddi nörolojik ve psikiyatrik hastalıklar ve hatta ölümdür. Ancak, bir kişi çölyak hastalığı için yaptırdığı testler negatif çıksa dahi, bir çok riskleri olan glüten intoleransına sahip olma şansı hala vardır.

Batı medikal alanında uzun yıllardır, glüten intoleransının ana görünümü, ya vardır yada yoktur. Diğer bir deyişle, ya çölyak hastalığı için test yapar ve pozitif sonuç alırsınız ve glüten intoleransınız vardır, ya da testler negatif çıkar ve bu nedenle gluten içeren gıdalardan kaçınmak için hiçbir nedeniniz olmadığını düşünürsünüz. Bugün devam eden araştırma çalışmaları, anekdot niteliğindeki kanıtlarla (insanların gerçek deneyimleri) birlikte, glüten intoleransı semptomlarının her şeyden önce “siyah-beyaz” olmadığını göstermektedir.

Artık glüten intoleransı belirtilerinin bir spektrumda düştüğünü ve glutene karşı duyarlılığa sahip olmanın mutlaka ya hep ya hiç olmadığı anlamına geldiğini biliyoruz. Bu, çölyak hastalığı olmaksızın glüten intoleransı semptomlarına sahip olabileceğiniz anlamına gelir. Çölyak olmayan gluten duyarlılığı (NCGS) olarak adlandırılan bu durum tipine yeni bir terim verilmiştir.

Çölyak olmayan gluten duyarlılığı (NCGS) ola kişiler spektrumun ortasında bir yere düşerler: Çölyak hastalıkları yoktur, ancak glutenden uzak durduklarında kendilerini daha iyi hissederler.. Bunun doğruluk oranı, kişiye bağlıdır çünkü farklı insanlar farklı derecelerde glutene negatif tepki verebilir.

Araştırmacılar glüten intoleransı ya da NCGS’si olan kişilerde, aşağıdakiler de dahil olmak üzere genellikle belli faktörlerin geçerli olduğunu bulmuşlardır:

  • Benzer semptomlara rağmen çölyak hastalığı için yapılan testin negatif çıkması (iki tip ölçüt, histopatoloji ve IgE olarak da adlandırılan immünoglobulin E)
  • Hem gastrointestinal(mide-bağırsak) hem de gastrointestinal olmayan semptomları (örneğin, sızan bağırsak sendromu, şişkinlik ve beyin bulanıklığı) deneyimleri.
  • Glutensiz diyette semptomlarda iyileşme yaşanması.

Çölyak hastalığı ile ilgili bu yazılarımız ilginizi çekebilir:


Glüten İntoleransı, Çölyak ve NCGS Ortak Belirtileri

Glüten intoleransı belirtileriÇölyak hastalığı ve NCGS de dahil olmak üzere glüteni ilgilendiren hastalıklar tarafından yapılan hasar gastrointestinal (mide-bağırsak) sistemin ötesine geçer.

Son yıllarda yapılan araştırmalar, glüten intoleransı belirtilerinin vücudun hemen hemen her sisteminde ortaya çıktığını göstermektedir: merkezi sinir sistemi (beyin dahil), endokrin sistemi, kalp-damar sistemi (kalp ve kan damarlarının sağlığı dahil), üreme sistem ve iskelet sistemi.

Glüten intoleransı, otoimmün reaksiyonlara ve artan enflamasyon(iltihaplanma) seviyelerine (çoğu hastalığın kökü) yol açabileceğinden, birçok hastalıkla ilişkilidir. Fakat sorun şu ki, birçok insan bu semptomları tanımlanmamış bir gıda duyarlılığına bağlayamamaktadır.

Glüten intoleransı (veya NCGS) belirtileri

  • Karın ağrısı, kramp, şişkinlik, kabızlık veya ishal dahil olmak üzere sindirim ve IBS semptomları.
  • “Beyin sisi”, yoğunlaşmakta zorluk çekiyor ve bilgiyi hatırlamakta zorlanıyorsanız.
  • Sık sık baş ağrısı
  • Anksiyete ve artan depresyon belirtileri de dahil olmak üzere ruhsal değişiklikler
  • Devam eden düşük enerji seviyeleri ve kronik yorgunluk sendromu
  • Kas ve eklem ağrıları
  • Kol ve bacaklarda uyuşma ve karıncalanma
  • Üreme sorunları ve infertilite(kısırlık)
  • Deri sorunları, dermatit, egzama, rosacea ve deri döküntüleri dahil
  • Anemi de dahil olmak üzere besin eksiklikleri (demir eksikliği)
  • Otizm ve DEHB de dahil olmak üzere öğrenme güçlüğü için daha yüksek risk.
  • Alzheimer, demans ve şizofreni gibi nörolojik ve psikiyatrik hastalıklar için daha yüksek risk.

Glüten bu kadar çok farklı probleme neden olabilir mi?

Çoğu insanın düşündüğünün aksine, glüten intoleransı (ve çölyak hastalığı) sadece bir sindirim probleminden ibaret değildir. Çünkü araştırmalar glutenin bağırsak mikrobiyolojisinde önemli değişikliklere neden olabileceğini gösteriyor – genel sağlığımızın, bağırsaklarımızın sağlığına bağlı olduğunu düşünürsek büyük bir sorun.

Glüten intoleransı, bağırsakları dolduran bakteriler, besin emiliminden ve hormon üretiminden metabolik fonksiyona ve bilişsel süreçlere kadar her şeyi kontrol etmeye yardım ettiği için vücuttaki hemen hemen her hücre, doku ve sistemi etkileyebilir.

Bağırsak Sağlığı ile ilgili bu yazılarımız ilginizi çekebilir


Glüten İntoleransı Belirtileri Nelerdir?

İnsanların glüten intoleransı semptomları yaşama olasılığına sebep olan birçok faktör vardır: genel beslenme ve besin yoğunluğu, bağırsak florasına verilen zarar, bağışıklık durumu, genetik faktörler ve hormonal denge, bu etkenlerin hepsi rol oynayabilir.

Gluten’in birçok insanda çeşitli semptomlara yol açması değişkenlik gösterebilir, sindirim sistemi üzerindeki etkileri ve en önemlisi bağırsaklara olan etkileriyle ilgilidir. Gluten bir “antinütrient” olarak kabul edilir ve bu nedenle, hemen hemen tüm insanlar için intoleransı olsun ya da olmasın, sindirilmesi zordur.

Antinutrientler, tahıllar, baklagiller, kabuklu yemişler ve tohumlar dahil olmak üzere bitki besinlerinde doğal olarak bulunan belirli maddelerdir. Bitkiler, yerleşik savunma mekanizması olarak antinutrient içerir; İnsanların ve hayvanların yaptığı gibi hayatta kalmak ve çoğalmak için biyolojik bir zorunlulukları vardır. Bitkiler kendilerini kaçarak avcılardan koruyamadıklarından, türlerini korumak için antinutrient “toksinler” taşıyarak evrimleşmişlerdir (ki bu bazı durumlarda insanlarda enfeksiyonlara, bakterilere veya patojenlere karşı savaşma kabiliyetine sahip olduklarında insanlara yararlı olabilir).

Gluten, aşağıdaki etkilere sahip tahıllarda bulunan bir tür antinutrienttir:

  • Normal sindirime müdahale eder ve bağırsakta yaşayan bakteriler üzerindeki etkisi nedeniyle şişkinlik, gaz, kabızlık ve ishale neden olabilir.
  • Bağırsak tabakasına zarar verebilir, bazı durumlarda “sızan bağırsak sendromu” ve otoimmün reaksiyonlara neden olabilir.
  • Bazı amino asitlere (proteinler), temel vitaminlere ve minerallere bağlanır, bu da onları emilemez hale getirir.

Sızıntılı bağırsak sendromu, glüten intoleransına bağlıdır; bu, bağırsak astarında küçük bir açılma şekli oluşturarak gelişen ve daha sonra büyük proteinler ve bağırsak mikroplarının bağırsak bariyerinden sızdığı bir bozukluktur. Genellikle bağırsakta tutulan moleküller daha sonra kan dolaşımına girebilir ve vücut boyunca ilerleyebilir, burada kronik, düşük dereceli bir inflamatuar yanıtı provoke edebilirler.


Kaç Kişide Glüten intoleransı Vardır?

Şu anda NCGS teşhisi için tıp uzmanları tarafından kullanılmakta olan bir kriter aşağıda yer almaktadır. Bir hasta, teşhis edilmeden önce genellikle aşağıdaki beş belirtiden birkaçını deneyimlemektedir:

  • Çölyak hastalığının çeşitli tipik semptomları (ishal, şişkinlik, karın ağrısı, yorgunluk, uyuşukluk ve yetersiz beslenme)
  • Glutensiz bir diyet uygulandığında daha düşük semptomlar yaşanması.
  • Hastada pozitif bir ince bağırsak biyopsisi olduğunda bağırsak hasarının belirtileri.
  • Yüksek antikorlar – bu, alfa-gliadin (bir çeşit glüten proteini) veya doku transglutaminaz-2 (bağırsak ve diğer organlarda bulunan bir enzim) antikorlarını içerebilir.
  • Hastayı çölyak hastalığına yatkınlaştıran genetik faktörler

Bazı tahminler, altı ile on kat daha fazla insanın çölyak hastalığından daha fazla glüten intoleransı olduğunu göstermektedir. Bu, 10 yetişkinden birinin bir çeşit NCGS veya glüten intoleransı olabileceği anlamına gelir. Bununla birlikte, şu anda, araştırmacıların, glüten intoleranslarının ve NCGS’nin kesin prevalansını tahmin etmeleri güç olmakta, çünkü hala semptomların mevcut olması gerektiği konusunda kesin bir tanı testi bulunmamaktadır.

Aynı zamanda, NCGS’yi doğru teşhis etmek de zordur çünkü glutenin neden olduğu semptomların çoğu, diğer bozuklukların (yorgunluk, beden ağrıları ve duygudurum değişiklikleri gibi) neden olduğu semptomlara çok benzerdir. Özellikle irritabl bağırsak sendromu (IBS) semptomları ve glüten intoleransı arasında büyük bir çakışma olduğu görülmektedir.

IBS’li birçok insan glutensiz diyet uyguladıklarında daha iyi hissederler. IBS’li kişilerde gluten semptomlarının daha da kötüleşmesine neden olabilir, ama aynı zamanda glutenin yanı sıra (amilaz-tripsin inhibitörleri ve düşük fermentabl, zayıf emilen, kısa zincirli karbonhidratlar gibi) buğdayın diğer özelliklerinin de zayıf sindirime yol açabileceği ihtimali vardır.


Glüten İntoleransı Belirtileri İçin Doğal Tedavi Planı

Eliminasyon Diyetini Deneyin

Doktorlar bazen bir hastanın semptomlarının diğer bozukluklardan kaynaklanabileceğini düşündükleri zaman glüten intoleransına atfetmek konusunda tereddütlüdürler, bu nedenle bazen hastanın kendisini kontrol etmesi gerekir. Bir eliminasyon diyeti, glutene karşı kendi kişisel tepkinizi test etmenin en iyi yoludur. Bir eliminasyon diyetinin sonuçları, belirtilerinizin hangisinin glutenle ilişkilendirilebileceğini belirlemenize yardımcı olur ve glutensiz beslenme zamanına geçip geçmeyeceğinizi size bildirir.

Bir eliminasyon diyeti, gluteni diyetten en az 30 günlük bir süre boyunca (ama tercihen üç ay gibi daha uzun bir süre) tamamen ortadan kaldırmayı ve sonra tekrar eklemeyi içerir. Eğer eliminasyon döneminde semptomlar düzelirse ve gluten tekrar yenildiğinde tekrar ortaya çıkarsa bu glutenin semptomlara katkıda bulunduğunu gösteren açık bir işarettir. Ancak, bir seferde sadece bir değişkeni (gluten) ve birkaçını (süt, gluten ve şeker gibi) test etmek çok önemlidir; çünkü bu yanlış bir şekilde semptomları atfetmenize neden olabilir.

Glütensiz (Gluten-Free) Diyet Deneyin

Bir eliminasyon diyetini denedikten sonra ve glutensiz gıdaları tüketmeye ne kadar karşı koyduğunuzu ve ne kadar güçlü bir şekilde karşılayabileceğinizi belirledikten sonra, glütensiz bir diyete devam etmenin sizin için ne kadar önemli olduğunu bilirsiniz. Eğer glütene karşı ciddi bir reaksiyonunuz varsa, eliminasyon döneminden sonra diyetinize tekrar eklediğinizde, glütenin yüzde 100’ünü süresiz olarak önlemeniz gerekip gerekmediğini öğrenmek için çölyak hastalığı için test yaptırmak isteyebilirsiniz. Çölyak hastalığınız olmadığından emin değilseniz, bağırsak tahrişini, daha fazla sindirim sorunu ve devam eden semptomları önlemek için glütenden mümkün olduğunca kaçınmayı planlamanız gerekir.

Glütensiz bir diyet buğday, çavdar ve arpa içermez. Bu, mağazalarda bulunan unlu mamullerin (restoranlarda pizza veya makarna gibi), paketlenmiş gıdaların çoğunluğu (ekmek, tahıllar, makarnalar, kurabiyeler, kekler, vb.) ve bazı alkol çeşitlerinden kaçınmanız gerektiği anlamına gelir, bira dahil. Gluten birçok ambalajlanmış gıdada saklandığından, içerik etiketlerini dikkatlice kontrol edin.

Çölyak hastalığınız yoksa, bazen glüten içeren yiyecekleri tüketmek uzun süreli hasarlara veya ciddi sağlık sorunlarına yol açmaz, ancak daha iyi hissedersiniz ve glutensiz diyete daha fazla alışırsınız. Gluten ile, sindirim sisteminizi onarmak ve herhangi bir besin eksikliğini gidermek için diyetinize daha fazla anti-inflamatuar gıdalar eklemeye odaklanın. Bunlar arasında organik hayvansal ürünler, çiğ süt ürünleri, sebzeler, meyveler, kabuklu yemişler, tohumlar ve probiyotik gıdalarda bulunur.

Pişirmeye gelince, bu glutensiz un alternatiflerinden bazılarını deneyebilirsiniz:

Tüm gluten kaynaklarını kaldırdığınızda semptomlarınız iyileşmezse ne olur?

Glüten’in sindirim sorunlarına neden olabilecek tek şey olmadığını unutmayın. Geleneksel süt ürünleri, kabuklu yemişler, kabuklu deniz ürünleri ve yumurtalar da duyarlılığa neden olabilir veya gıda alerjileri kaynağı olabilir. FODMAP’leri içeren birçok gıda (fermentabl oligosakkaritler, disakkaritler, monosakkaritler ve polioller) de yakın zamanda IBS semptomları dahil olmak üzere sindirim sorunlarına bağlanmıştır. Bazı araştırmalar, bazı insanlar için FODMAP’lerin, sadece glüten yerine, buğday ürünlerindeki NCGS için gerçek suçlu bileşen olduğunu bile iddia ediyorlar.

Test Yaptırmayı Düşünün

Araştırmacılar, çölyak hastalığı (HLA-DQ2 ve HLA-DQ8) ile ilişkili iki ana gen için testleri negatif olan hastaların da glüten intoleransı veya NCGS’ye sahip olma olasılığının daha düşük olduğuna inanmaktadır. Çölyak hastalığı veya glüten intoleransı ailenizde varsa, bağışıklık sisteminizin ne kadar aktif olduğunu ortaya çıkarabilecek antikorların yanı sıra bu genlerin test edilmesi hakkında doktorunuzla konuşmak isteyebilirsiniz.

Çölyak hastalığının otoimmün bir hastalık olduğunu ve belirli antikorların yüksek düzeylerini (transglütaminaz otoantikorları veya otoimmün komorbiditeler dahil) göstereceğini unutmayın, ancak bu glüten intoleransı olan insanlar için geçerli olmayabilir – veya antikor seviyeleri daha az şiddetli olabilir. Her iki durumda da, semptomlarınızı kesin olarak bilmek, gluten reaksiyonlarına karşı ortalama insandan daha duyarlı olmanız durumunda size yardımcı olabilir.

Göz önünde bulundurulması gereken diğer testler arasında biri de zolulin testidir (laktuloz testi olarak da adlandırılır) ve içerisinde bir IgG gıda alerjisi testi bulunur. Bu tip sızıntılı bağırsak testleri, glutenin (veya parazitler, candida mayası ve zararlı bakteriler) bağırsak geçirgenliğine neden olup olmadığını gösterebilir. Zolulin, bağırsak astarınız ile kan akışınız arasındaki açıklıkların büyüklüğünü kontrol eder, dolayısıyla yüksek seviyeler geçirgenliği gösterir.

Zamanla, bağırsak astarı geçirgen hale gelmeye devam ederse, “mikrovilliler” (bağırsakları besleyen ve besin maddelerini emen küçük hücresel zarlar) zarar görebilir, böylece durumunuzun ciddiyetinin bilinmesi, problemin daha da kötüye gitmemesi için önemli olabilir.

Ama Bazı Glüten İçeren Tam Taneleri (Tam Buğday Dahil) Sağlıklı Değil mi?

Onlarca yıl boyunca, Amerikan diyetindeki kepekli tahıllara giderek artan bir vurgu yapıldı. Her zaman liflerle, besinlerle dolu olduklarını ve her gün çok kez tüketilmeleri gerektiği söylendi. Bunun doğru olmasının birkaç nedeni vardır: Kolay üretilmesi, raf ömrünün uzun olması, kolayca nakledilmesi ve depolanmasının ucuz olması ve büyük kar marjına sahip çeşitli işlenmiş ürünler yapmak için kullanılır.

Her şey düşünüldüğünde, tahıllar için besin yoğunluğu, özellikle de besin maddelerinin biyoyararlarını düşündüğünüzde oldukça düşüktür. Hububatta bulunan vitaminlerin veya minerallerin birçoğu, daha önce tarif edilen gluten de dahil olmak üzere antinutrientlerin varlığı nedeniyle vücut tarafından gerçekten kullanılamaz.

Bütün tahıllar dünyadaki en sağlıklı diyetlerin bir parçasıyken (Akdeniz diyeti gibi), genellikle sağlıklı yağlar (faydalı zeytinyağı gibi), sebzeler, protein ve meyve dahil olmak üzere bol miktarda besleyici yoğun gıda ile dengelenirler. Hububatlar kesinlikle dengeli bir diyette rol oynarlar, ancak genel olarak,ot ile beslenen hayvan ürünleri, balıklar, sebzeler, meyveler, tohumlar ve kuru yemişler gibi besin açısından daha yoğun gıdalarla kıyaslandığında, bir miktar düşük besin kaynağı vardır. Bu nedenle, diğer karbonhidrat kaynaklarından (örneğin nişastalı sebzeler veya meyve gibi) daha az sıklıkta tüketmek akıllıca bir fikirdir.

Glüten benzeri mısır, yulaf ve pirinç içermeyen tahıllar bile yapısında glütene benzer proteinlere sahiptir. Bu yüzden bunlar bile bazı insanlarda olumsuz bağışıklık yanıtına neden olabilir. Birçok insan diyetlerinde herhangi bir glüten, tahıl veya baklagil olmaksızın daha iyi hisseder, ancak bunu bilemezler çünkü bu yiyecekleri yemeden uzun bir süre yaşamamışlardır.

Çoğunlukla sağlıklıysanız ve tahıl yemeyi tercih ediyorsanız, pirinç, glutensiz yulaf, karabuğday, kinoa ve amaranth gibi glutensiz tahıllar tüketmeye odaklanmaya çalışın. Ayrıca, bunları ıslatma, filizleme ve fermantasyon yoluyla düzgün bir şekilde (özellikle gluten içeren türleri) hazırlamak iyi bir fikirdir. Filizlenen tahıl, besleyici biyoyararlanımı geliştirmeye yardımcı olur, glüten ve diğer inhibitörlerin varlığını azaltır ve onları daha sindirilebilir kılar. Sıradan buğday unu ekmeklerinden daha iyi tolere edilen mayalı veya filizlenmiş tahıl ekmeği (Hezekiel ekmeği gibi) tüketin.

Bu yazılarımız ilginizi çekebilir:

[Toplam:1    Ortalama:5/5]

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here