Anemi (Kansızlık) ve Demir Eksikliği Belirtileri, Nedenleri ve Nasıl Tedavi Edilir?

Anemi (Kansızlık) ve Demir Eksikliği Belirtileri, Nedenleri ve Nasıl Tedavi Edilir?

Kansızlık (anemi), kandaki hemoglobin miktarının erişkin erkeklerde 13 g/dL, kadınlarda ise 12 g/dL değerlerinin altına düşmesi durumudur ve pek çok önemli sağlık sorununa neden olabilir. 6 ay ile 6 yaş arası çocuklarda 11 g/dL nin, 6-14 yaşlarda 12 g/dL’nin altı kansızlık olarak kabul edilir. Çocuklarda kansızlığın erken evrede saptanması çok önemlidir çünkü başta gelişim geriliği olmak üzere pek çok ciddi hastalığa neden olabilmektedir.

Kansızlığın başlıca belirtileri arasında;

  • Yorgunluk
  • Halsizlik
  • Baş dönmesi
  • Çabuk yorulma
  • Çalışma kapasitesinde azalma
  • Sık hastalanma
  • İştahsızlık
  • Bulantı
  • Ciltte göz kapaklarının iç kısmında ve avuçta solukluk
  • Çarpıntı
  • Nefes darlığı
  • Normalden fazla üşüme
  • Konsantrasyon bozukluğu genel kansızlık belirtileridir.

Kansızlık, tedavi edilmediğinde ya da tedavi geciktirildiğinde önemli sorunlara neden olabilir. Çocuklarda; büyüme olumsuz etkilenir ve yavaşlar. Fiziksel aktivite azalır. Hastalıklar daha sık görülür. Algılama, öğrenme ve yorumlama fonksiyonları azalır, dikkat dağılması, yorgunluk ve ilgisizlik artar, okul başarısı düşer.

Kansızlık tedavisinde öncelikle, demir eksikliğinin nedeni ortadan kaldırılır. Özellikle süt çocukluğu ve adolesan dönemde demir eksikliği anemisi gelişmesine en sık yol açan neden, artan demir ihtiyacının beslenme ile karşılanmamasıdır; çocukluk ve adolesan dönemde altta yatan kanama, parazitler veya çölyak hastalığı gibi emilim bozukluklarının araştırılması önerilir.

En sık rastlanan anemi türleri

  • Demir eksikliğine bağlı anemi
  • Folik asit eksikliğine bağlı anemi
  • Vitamin B-12 eksikliğine bağlı anemi

Kan yapımında önemli rol oynayan B12 vitamin eksikliği daha çok vejetaryen (et yemeden beslenenler ) diyetle beslenen kişilerde olurken folik asit eksikliği ise yeşil yapraklı sebzelerden fakir bir diyetle beslenen kişilerde ortaya çıkar. Ancak bu iki besinin eksikliğine bağlı anemiler, çocuklarda demir eksikliğine bağlı kansızlık kadar sık görülmezler.

Demir eksikliğine bağlı kansızlık çocukların hem zeka düzeyini hem de bedensel gelişimini olumsuz etkilediği için çok önemlidir. Dünyada her 5 çocuktan ikisi ( % 40’ ı) kansızdır, ancak pek çoğu bu durumlarını ne yazık ki bilmemektedir. Gelişmiş ülkelerde 0-5 yaş arası çocuklarda kansızlığa rastlanma sıklığı % 4-20 iken, az gelişmiş ülkelerde aynı yaş grubunda bu oran % 80’lere kadar çıkmaktadır. Ülkemizde bu oran % 50 (her iki çocuktan biri) gibi oldukça yüksek bir değerdedir.


Demir Eksikliği ve Kansızlık Belirtileri

Demir eksikliğinde vakaların çoğunda bir belirti görülmez. Yapılan kan tahlilleri sonucu teşhis konabilir. Eğer hastalık ilerlemiş ve şiddetli ise halsizlik, solukluk, yorgunluk, iştahsızlık, kabızlık gibi durumlar oluşur. Fiziksel bir aktivite sırasında çarpıntı, nefes almada güçlük, çabuk yorulma hastalığın şiddetine göre ortaya çıkar. Hastalar pika toprak ya da kil, buz gibi yiyecek olmayan maddeleri yemek ister.

Bunlar dışında şu belirtiler olabilir:

  • Baş dönmesi, kulak çınlaması,
  • Ağız kenarında çatlaklar,
  • Tırnakların kaşık şeklini alması, çatlaklar oluşması,
  • Dilde kızarma, çatlak ve kabarcık oluşumu,
  • Yutarken zorlanma, ağrılı yutma,

Demir eksikliği olan çocukların yürümesi, oturması, konuşması gecikir. Bu çocuklarda davranış bozukluğu ortaya çıkar ve öğrenme güçleşir. Bağışıklık sistemi zayıflar ve hastalığa yakalanma ihtimali artar. Çocukluk yaş grubunda demir eksikliğini belirtileri özgün değildir. Belirgin kansızlık ortaya çıkana kadar tanımlaması güçtür. Öylesine yavaş gelişme eğilimindedir ki sıklıkla bunları fark etmek zordur. Demir eksikliği anemisi yaş gruplarına göre farklı belirti ve bulgular verebilir.

Bebeklerde kansızlık ve demir eksikliği belirtileri;

iştahsız, huzursuz, neşesiz, halsizdir, hareketleri yavaştır, uyku bozuklukları olabilir. Bu bebeklerde fizik muayenede göz kapaklarının içi, avuç içi, ayak tabanı, tırnak yatakları soluktur. Ancak bütün bu belirtiler silik kalabilir.

Çocuklarda kansızlık ve demir eksikliği belirtileri;

ana belirtiler halsizlik, çabuk yorulma, iştahsızlık, huzursuzluk, çarpıntı, egzersiz yapamama, çabuk yorulma, daha ileri durumda nefes darlığı ve solunum güçlüğü gelişir. Bu çocuklarda en önemli bulgu solukluktur. Ayrıca demir eksikliği bu yaş grubunda fiziksel büyümeyi, bilişsel ve psikomotor gelişmeyi etkiler, enfeksiyonlara direnci azaltır ve okul başarısını etkiler.

Yuva ve okul çocukları, yorgun görünürler, okulda öğrenimleri yetersiz ve algılamaları bozulmuştur, isteksizdir, öğleden sonra desrieri izlemeleri çok güçtür, dikkat hafıza ve öğrenmeyi etkiler ve yetersiz olur, dikkat azlığı, öğrenme güçlüğü, problem çözme güçlüğü, okul başarısında azalma ve daha içe kapanık ve çekingen davranma gözlenir.


Demir Eksikliği Anemisinin ve Kansızlığın Nedenleri Nelerdir?

Demir eksikliği anemisi, vücuttaki demir miktarı gereken ölçüde Hemoglobin yapılmasına olanak vermeyecek kadar az ve yetersiz olduğu zaman meydana gelir, Vücuttaki bu eksikliğin bir çok nedeni vardır. Çocuklarda ki demir eksikliğinin ana nedeni gereksinim artması, yetersiz alım, ender olarak da kanamayla demir kaybının olmasıdır. Genellikle alınan demir ile çocuğun gereksinimi arasında dengesizlik söz konusudur. Artmış olan gereksinim yeterince karşılanmazsa özellikle bebeklik ve çocukluk döneminde demir eksikliğine neden olur.

Demir yönünden zengin besinlerin ve demir ile zenginleştirilmiş mamalann yeteri kadar tüketilmemesi ya da demir içeriği az olan besinlerle beslenme alışkanlıkları gibi besinsel yetersizlik ve demirin barsaklardan emilimini engelleyen yalnızca inek sütü ve tahıl gibi besinlerin fazla tüketilmesi gibi besinsel etmenler nedeniyle demirin yetersiz alımı demir eksikliğine yol açan en önemli nedenlerdir.

Aynca süt çocukluğu döneminde inek sütü duyarlılığı nedeniyle barsaklardan gizli kanama, ergenlik ve hamilelerde adet kanamaları yolu ile demir kaybının artması ve bunun besinlerle karşılanamaması diğer bir nedendir.

Ağrı kesici ilaçların sürekli kullanılması ve düzensiz beslenme de kansızlık riskini artırır. Düşük sosyo-ekonomik düzeyde olanlar, vejetaryenler (et yemeden beslenenler), ülser, paraziter hastalık gibi kronik hastalıkları olanlarda kansızlık sıkça görülür.

Demir emiliminin bozulduğu durumlar; uzun süren ishaller, kronik enfeksiyonlar, sindirim sisteminde bozukluklar vücuda alınan demirin emilimini bozarak kansızlığa neden olabilir. Kurşun zehirlenmesi; özellikle yoğun araç trafiğinin yaşandığı kent merkezleri başta olmak üzere akaryakıttaki kurşunun havaya karışması ile oluşan kurşun zehirlenmeleri de kansızlığa neden olabilmektedir.


Kansızlığın Yol Açtığı Sorunlar

Kansızlık, tedavi yapılmadığında ya da geciktirildiğinde önemli sonuçlara neden olabilir. Çocuklarda; Büyüme olumsuz etkilenir genelde yavaşlar. Fiziksel aktivite azalır. Hastalıklar daha sık görülür. Algılama, öğrenme ve yorumlama fonksiyonları azalır, dikkat dağılması, yorgunluk ve ilgisizlik artar (okul başarısı düşer). Yetişkinlerde; Sürekli yorgunluk hissi vardır, halsizlik oluşur, iş gücü azalır. Hastalıklar daha sık görülür.demir eksikliği nedeni ile saçları dökülen kadın elinde tarak

Günlük Demir İhtiyacı ve Kaybı Ne Kadardır?

Günlük demir gereksinimi 1-3 mgr. kadardır. Bunun % 5-10 duedenum ve proksimal ince bağırsaktan emilir. Günlük kayıp 1 mgr dır. Ter, dışkı, idrar, dökülen hücreler ile kaybedilir.

Demirin Vücut İçin Önemi Nedir?

Demirin vücuttaki en önemli görevi ise “hemoglobin” yapımıdır. Hemoglobin, kanımızdaki alyuvarlarda bulunur ve tüm dokuların yaşaması için gerekli olan oksijeni taşıma işlemini gerçekleştirir. Diğer bir deyişle, oksijen yaşantımız için ne kadar önemli ise oksijenin kullanılabilmesi içinde demir o kadar önemlidir. Demir, insan vücudunda toplam 4 gr kadar bulunmasına karşın, biyolojik yönden oldukça önemli ve eksikliğinde ciddi sorunlara yol açan bir elementtir.


Demir Eksikliği ve Kansızlık Tedavisi

1. DEA’nın nedeni araştırılır: Özellikle süt çocukluğu ve adolesan dönemde DEA gelişmesine en sık yol açan neden, artan demir ihtiyacının beslenme ile karşılanmamasıdır; çocukluk ve adolesan dönemde altta yatan kanama, parazitoz veya çölyak hastalığı gibi emilim bozukluklarının araştırılması önerilir.

2.  Tedavide öncelikle, demir eksikliğinin nedeni ortadan kaldırılır.

3. Demir eksikliği tedavisi:

  • Demirin ferro (+2) tuz formunu içeren ilaçlar (ferro sulfat) kullanılır. Hastalar oral olarak bu formu tolere edemezlerse ferri (+3) formunu içeren ilaçlar da kullanılabilir.
  • İlaç dozu, hastanın anemisinin derinliğine göre, 3-6 mg/ kg/gün elementer demir içerecek şekilde ayarlanır. Günlük toplam doz iki veya üçe bölünerek verilir. Hafif anemilerde demir ilaçları tek doz olarak da verilebilir. İlaçların emiliminin en yüksek düzeyde olması için aç karına alınması (yemeklerden 2 saat sonra) istenir.
  • Oral demir ilaçlarının yan etkileri (bulantı, kusma, dispepsi, konstipasyon, ishal, gaz, dışkının siyah renkli olması,dişlerin siyaha boyanması) konusunda hasta/ailesi bilgilendirilir.
  • Dişlerin siyaha boyanmasını en aza indirmek için, damla veya şurup formunun dilin arkasına doğru, dişlerle temas etmeyecek şekilde verilmesi; ilacın meyve suyu veya su ile seyreltilerek verilmesi; ilacın bir pipet ile verilmesi önerilir.
  • Oral demir ilacı kullanımına tahammülsüzlük sıktır. Böyle bir durumla karşılaşılırsa, ilaç 1-2 gün kesilir. Daha sonra düşük bir dozdan başlanarak, hasta tolere ettikçe dozu artırılarak 4-5 gün içinde ideal doza çıkılır.
  • Demir emilimi, antiasitler, proton pompa inhibitörleri, histamin 2 reseptör antagonistleri, alüminyum, magnezyum, kalsiyum veya çinko içeren bazı ilaçların birlikte kullanımıyla azalır. Demir, bifosfonatlar, tetrasiklin, kinolon, levodopa, metildopa, levotiroksin, penisillamin gibi ilaçların emilimini düşürür. Bu ilaçlarla, demir ilaçları arasında en az 2 saat ara verilmesi önerilir. Demirin, çinko ile bir arada verilmesi önerilmez.
  • Demir eksikliği saptanır saptanmaz, demir tedavisi başlanır. Hastanın hemoglobini 2-4 haftada 1-2 g/dl artar. Bu dönemde hasta, durumuna uygun sıklıkta tam kan sayımı kontrolü ile takip edilir.
  • Hastanın anemisi, uygun demir ilaçları ve altta yatan hastalığın tedavisiyle, 1-2 ayda düzelir. Anemi düzeldikten sonra 2-3 ay daha vücut demir depolarını doldurmak için tedaviye devam edilir.
  • Kalp yetmezliğine neden olacak derinlikte bir anemi veya hipoksinin eşlik ettiği bir durum (örn. Ağır akciğer enfeksiyonu) söz konusuysa hastaya eritrosit süspansiyonu verilebilir. Hastanın durumu düzeldikten sonra demir tedavisi başlanır.
  • Ağızdan demir tedavisi her zaman ilk seçenektir. Oral demir tedavisine uyumsuzluk veya tolerasyon güçlüğü varsa, demir emiliminde sorun varsa, devamlı kan kaybı mevcutsa parenteral demir tedavisi verilir.
  • Parenteral tedavide demir sukroz, demir glukonat (Türkiye’de bulunmuyor) veya demir dekstran verilebilir.
  • Parenteral demir tedavisinin yan etkileri; anafilaksi, artralji, miyalji, ateş, kızarma (“flushing”), hipotansiyondur. Hastanın % 0,5-1’inde anaflaksi olabileceği için küçük bir test dozunu takiben 30 dk beklendikten sonra ilacın uygulanması önerilir. Günlük dozu, 100 mg/gün geçmeyecek şekilde toplam doz bölünerek İV infüzyon olarak verilir. Çocuklarda kas kitlesi fazla olmadığından, İM enjeksiyonla emilim değişken olduğundan, ağrı ve deride renk değişikliğine yol açtığından, İM enjeksiyon genellikle tercih edilmemekle birlikte zorunlu durumlarda dikkatle uygulanabilir. Parenteral tedaviye cevap oral tedaviye alınan cevaptan daha hızlı değildir.
  • Oral demir tedavisine yanıtsızlık söz konusu ise;
  1. Ailenin ilacı düzenli ve uygun verip vermediği sorgulanır.
  2. Dozun yeterliliği ve önerilen ilacın kullanılıp kullanılmadığı kontrol edilir.
  3. Demir kullanımını ve emilimini etkileyen faktörler gözden geçirilir.
  4. Demir emilimini bozacak ilaç alımı sorgulanır.
  5. Vitamin B12, folik asit eksikliği gibi birlikte olabilecek durumlar araştırılır.
  6. Kanama odağı araştırılır.
  • Yanlış tanı olasılığı gözden geçirilir. Tüm hipokrom mikrositer anemilerle ayırıcı tanı yapılmalıdır:Hemoglobinopatiler (özellikle talasemi minör), bakır eksikliği, çinko eksikliği, kronik hastalık anemisi, kurşun intoksikasyonu, sideroblastik anemiler, v.b.Son kontrol, tedavi sonlandırıldıktan 1 hafta sonra önerilir. Bu kontrolde tam kan sayımı ve serum ferritin düzeyi (CRP ve ESH ile birlikte) bakılır. Hasta ayrıca 3-6 ay sonra bir defa daha değerlendirilir

Demir Eksikliği Anemisinden ve Kansızlıktan Korunmak İçin Neler Yapabilirsiniz?

Demir eksikliği, Türkiye’de anemi nedenleri arasında halen en sık görüleni olması sebebiyle, toplum sağlığını etkileyen önemli bir sorundur. Dolayısıyla demir eksikliğinin çocuklarda gelişiminin önlenmesi önceliklidir.

Bu amaçla:

  1. Anne sütü ile beslenme özendirilmelidir. Doğumdan sonraki ilk 4–6 ay anne sütü yeterlidir.
  2. Altı aydan sonra, anne sütünün yanında, demirden zengin içerikli ek gıdalarla beslenmesi önerilir. Bu yaşta anne sütü alamayan bebeklerin, ek gıdanın yanında demirden zengin formüla mama ile beslenmesi önerilir.
  3. Miadında doğan bebeklere 4 aydan sonra, 1 mg/kg/gün dozunda; prematüre ve 2500 g altında doğan bebeklere 2 aydan sonra 2 mg/kg/gün dozunda elementer demir içeren damlalar başlanarak, 1 yaşına kadar demir profilaksisine devam edilmesi önerilir.
  4. Günlük inek sütü tüketimi 2 su bardağı ile sınırlandırılmalıdır.
  5. Prematüre ve düşük doğum ağırlıklı bebekler, 1 yaşından önce inek sütü başlanan ve günlük süt tüketimi 500 ml’den fazla olanlar, öyküsünden demirden zengin gıdaları az aldığı belirlenen çocuklar, altta yatan kronik hastalığı olan çocuklar demir eksikliği açısından risk altındadır.

Demir Eksikliğine ve Kansızlığa İyi Gelen Besinler

Hayvansal gıdalardan kırmızı sakatat en zengin demir kaynağıdır. Diğer yararlı gıdalar ise; kırmızı et, tavuk, yumurta, kabuklu deniz mahsulleri ve balıktır (en zengini somon). Bitkilerden ise Demir eksikliğine ve kansızlığa iyi gelen besinler kurukayısı kuruyemişler badem fındık pancarbuğday, mısır ve yulaf, taneli olduğunda demirden daha zengin durumdadır. Diğer pek çok vitamin ve mineral gibi demirde özellikle tahıl tanelerinin dış kısmında bulunur; örneğin buğday öğütülürken içerdiği demirin %75’i kepeğinde kalır, yani buğday unu tane buğdaya göre ancak %25 demir içerir. Ispanağın, demir içeriği açısından zengin olarak bilinmesine karşın bu bilgi tam doğru değildir, zira içerdiği bazı maddeler nedeniyle ıspanak, kara lahana gibi birçok sebzenin yapısında bulunan demirin vücuda sanıldığı kadar bir faydası olmamaktadır.

Kuru üzüm, kuru kayısı, kuru erik, badem, fıstık, ceviz gibi kuruyemişler ile çekirdekler demir yönünden çok zengin olmamakla beraber yeterli düzeyde demir içerirler. Bir çorba kaşığı pekmezde yaklaşık 3 mg demir bulunur. Günde bir bardak portakal suyunun içilmesi bitkilerden alınan demirin emilimini bir kat artırırken, çay ve kahve tüketimi demir emilimini %75 oranında azaltmaktadır.

İlaç Kullanırken Dikkat Edilecek Noktalar Nelerdir?

En iyi demir emilimi aç karnına olmasına rağmen pek çok insan buna katlanamaz ve gıda ile almak ister. Süt ve sütlü mamuller demir emilimini engelleyeceğinden ilaç ile birlikte alınmamalıdır. C vitamini demir emilimini artırır.

Demir ve Demir Eksikliği ile ilgili yazılarımız ilginizi çekebilir.


Kansızlığa Karşı Alınacak Önlemler

Demir eksikliği anemisi korunabilir bir hastalıktır. Bebeklerde tanı için 12. ayında kan tahlilleri yapılmalıdır. Demir eksikliği anemisini önlenmesi için;

1. Besinlerle Yeterli ve Kullanılabilir Demir Verilmesi – Anne Sütü İle Beslenme:

Anne sütü ile beslenmenin korunması, sürdürülmesi ve yaygınlaştırılması en önemli önlemdir. Yaşamlarının ilk 6 ayında yalnız anne sütü alan bebeklerde almayanlara oranla demir eksikliği anemisinin az olduğu gösterilmiştir. İlk 6 ayda bebeğin anneden aldığı demir deposu! yeterlidir ve anne sütündeki demir daha kolay emildiği için kullanımı da kolaydır. Bu nedenle ilk 6 ayda demir eksikliği oluşması zordur.

Anne sütü ilk 6 ay bebeğin en önemli besinidir. Günümüzde bebeklerin ilk 6 ayında yalnız anne sütü ile beslenmesi, 6 aydan sonra ek besinlere başlanması ve emzirmenin 2 yaşına kadar sürdürülmesi önerilmektedir. Bu beslenme biçimi doğal beslenme olarak tanımlanmaktadır. Anne sütü ile beslenmenin gelenek olduğu ülkemizde doğumdan sonrası ilk ayda hemen her bebek anne sütü ile beslenmektedir.

demir eksikliği havuç, elma, limon ve havuç suyu içen sağlıklı bebek

Ancak daha sonraki aylarda anne sütü verme oranı azalmaktadır. Ulusal Beslenme ve Sağlık araştırmasına göre genel emzirme oranı %95’tir. ilk saatte emzirme %52.8, ilk günde emzirme %84.8 bulunmuştur. Daha sonraki günlerde emzirme ve anne sütü alma oranının azaldığı saptanmıştır. İlk 3 ayda sadece anne sütü alan bebek oranı % 10.4’e düşmektedir. Buna karşın bebekler 2-3 aylık olduklannda demir emiliminin az olduğu tahıla dayalı besinlerin ek besin olarak başlama oranı giderek artmakta ve %55’lere ulaştığı görülmektedir. Ayrıca 3 ayın altındaki her 5 bebekten birine hazır mama verilmektedir.

Oysa anne sütü ile emzirme sağlıklı beslenmenin üç temel öğesi; Yiyeceği, sağlığı, bakımı kusursuz biçimde kaynaştırmaktadır. Yapılan araştırmalarda bebeklik döneminde anne sütü ile beslenen çocukların zeka düzeyi mama ile beslenenlere göre yaklaşık 8 puan daha yüksek olduğu görülmüştür. Bu nedenle bebeklerde demir eksikliğinin önlenmesinde ilk basamak emzirme ve anne sütü ile beslenme olmalıdır.

Süt çocukluğu döneminde ek besinler verilmeden yalnızca inek sütü verilmemesi:

İnek sütü ile yapılan mamalar, inek sütündeki demirin bağırsak emilimin iyi olmaması ile birlikte inek sütüne karşı gelişen reaksiyonların sonucu gizli kanamalara neden olmakta ve demir eksikliğinin oluşmasına yol açmaktadır. Ancak ekonomik nedenlerle hazır mamalar yerine inek sütü verilmesi gerekirse inek sütünün kaynatılarak ve sulandırılarak hazırlanıp bebeğin ayına uygun diğer besinlerle verilebilir. İlk yılda günde 500cc den fazla süt almaması önerilmektedir.

Biyo yararlılığı yüksek demir içeren besinlerin diyette artırılması ve yeterince verilmesi (Et, yumurta sarısı, tavuk, balık, üzüm pekmezi)

Bitkisel kaynaklı ve biyo yararlılığı düşük demirin emilimini artıran C vitamini içeren besinlerin (turunçgiller, yeşil bitkiler vs.) her öğünde tüketilmesi

Demir emilimini azaltan tahıl ürünleri besinlerinin (fitat, tannan, oksalat) az tüketilmesinin sağlanması

Besinlerin Demirden Zenginleştirilmesinin Sağlanması

2. Demir Desteğinin Verilmesi:

Demir eksikliği kansızlığının önlenmesindeki önemli basamaklardan biri de artmış olan gereksinimi karşılamak için demir desteğinin (profllaksi) verilmesidir. Zamanında doğan bebeklerde 4. aydan sonra vücuttaki demir depoları, hızlı gelişme nedeniyle artmış olan gereksinimi karşılayamaz. Hemoglo

bin yapımı için fazla demire gereksinim vardır.

Ülkemizde demirle zenginleştirilmiş mama ve diğer besinlerin tüketimi yetersiz olduğu için Sağlık Bakanlığındı bebeklere 4 ve 6. aydan itibaren I mg/kg/gün demir sülfat damla olarak verilmekte ve 3 yaşına kadarı kullanılmaktadır. Erken doğan bebeklerde ise demir depoları daha az olduğundan ve daha hızlı geliştiklerinden demir depolan daha çabuk boşalır, bu nedenle düşük doğum ağırlığı olan bebeklere 2. aydan sonra 2mg/kg/gün demir sülfat damlası 3 yaşına kadar sürdürülür.

Gebelikte hemoglobin düzeyleri ile bebek demir depoları arasında olumlu ilişkiler saptanmıştır. Bu nedenle doğurganlık çağındaki kadınlarda gebe kalmadan önce demir desteğinin verilmesi doğacak bebekte demir eksikliğinin gelişmesini önlemektedir.


Kansızlık ve Demir Eksikliği En Çok Kimlerde Görülür?

Eksikliği genellikle büyümenin çok hızlı olduğu küçük çocukluk ve ergenlik çağı ile hamilelik döneminde ortaya çıkar. Yine, demir içeriği düşük olan yiyeceklerin fazla tüketilmesi ve ayrıca besinler yoluyla alınan demirin emiliminin de güç olması kansızlığın ortaya çıkışını kolaylaştıran faktörlerdir. Bebekler ve çocuklarda, hızlı bir büyüme temposu olduğundan gelişmenin sağlıklı sürdürebilmesi için demire daha fazla ihtiyaç vardır. Ancak besinlerle alınan demir tek başına bu ihtiyacı karşılamakta yeterli olmadığından dışarıdan demir takviyesi gerekebilir.

Neden Çocuklarda Demir Eksikliği Sık Görülüyor?

Yenidoğan bebeğin vücudunda 0.5 g demir bulunur. Erişkinde ise 4-5 g’dır. Bu açığı kapatmak için ilk 15 yılda günde ortalama 0.8 g demir emilimi olmalıdır, Erişkinler günlük demir gereksiniminin %90’nını yaşlanan kırmızı küre yıkımı sonucu açığa çıkan vücut içindeki (endojen) demirin tekrar kullanımıyla sağlarken, çocuklarda bu oran %70’dir. Bunun anlamı, çocukların günlük demir gereksiniminin %30’unu besinlerle almaj zorunda olmalandır. Bu da günlük I mg demir emilimi olmasıyla gerçekleşir. Bebek ve çocuklarda ayrıca hızlı gelişme ve büyüme nedeniyle gereksinim arttığı için, bunun besinlerle yeterince karşılanmaması sonucunda demir eksikliği fazlaca gelişir.

İlk 6 ayda bebeklerde endojen demir yeterli olur ve bundan sonra besinler ile demir yeterince alınmalıdır. Bebeklerde hızlı gelişme ve büyüme sonucunda gereksinim artmıştır ve özellikle tahıl ile beslenenlerde yeterli demir alımı olmayacağı için demir eksikliği gelişir. Ergenlik döneminde hızlı gelişme ve büyüme sıçramasına ek olarak genç ergen kızlarda adet kanamalarıyla kayıp da arttığı için demir gereksinimi daha da artmaktadır.

Gebelikte ise gereksinim artmıştır. Ülkemizde annelerin beslenmesi de yeterli değildir. Özellikle çocukluk döneminde demir yönünden yeterli beslenmeyen ve genellikle tahıl ile beslenen ve bu nedenle kısa kalan kız çocukları gebelik ve doğum sırasında yüksek riske sahiptir. Müstakbel annede hafif kansızlık varsa, anne karnındaki bebek pek etkilenmez ancak anne kansızlığı ile erken doğum arasında bir ilişki vardır.

[Toplam:3    Ortalama:5/5]

Kaynak: https://www.medikalakademi.com.tr/demir-eksikligi-kansizlik-anemi-nedenleri-belirtileri-ve-tedavisi/

Yazar Hakkında

Mutlu ve Sağlıklı

Mutlu ve Sağlıklı bir yaşam için yararlı doğal tedaviler ve güncel sağlık haberleri.